İnsanoğlu yüzyıllardır genç kalmanın sırrını araştırıyor. Hiçbirimiz aynaya baktığımızda yüzümüzde kırışıklık görmek istemiyoruz. Yıllar geçip yaşımız ilerledikçe yüzümüzde yılların izleri de artıyor, ancak ruhumuz yaşlanmıyor ve biz yüzümüzün de yıllara meydan okumasını istiyoruz. Her geçen gün yeni teknolojilerle yıllarla savaş daha da kolaylaşıyor. Ebedi gençliği bulabilir miyiz bilinmez ancak bu savaşa ne kadar erken başlarsak o kadar iyi sonuç alabiliriz.

Bu sayfamızda açıklanan cilt gençleştirme yöntemleri, sadece cildin yaşla beraber kaybettiği kollajeni arttırarak yüzdeki kırışıklıkları ve sarkmaları azaltıp cildin elastikiyetini arttırmak için kullanılan yöntemleri kapsamaktadır.

Botulinum toksini (dysport) ve yüz dolgu enjeksiyonları da cildin yaşlanmasının önüne geçmek için kullanılabilmekle beraber birebir kollajeni arttırmaya yönelik cilt gençleştirme yöntemleri kapsamına girmediğinden farklı bir bölümde incelenecektir.

Kollajeni arttırmaya yönelik cilt gençleştirme tedavilerinde kullanılan yöntemleri 6’ya ayırabiliriz:
1. Lazer sistemleri
2. Radyofrekans sistemleri
3. Fokuslu Ultrason sistemi
4. Hücresel yöntemler
5. Kimyasal yöntemler
6. Fiziksel yöntemler

1. Lazer Sistemleri İle Cilt Gençleştirme

Cilt gençleştirme tedavisinde en çok kullanılan lazer sistemleri Nd:YAG ve fraksiyonel CO2 lazerlerdir.

Nd:YAG Lazer uygulaması ile cilt gençleştirme:
Cildimizdeki kollajen sentezi ve miktarı ilerleyen yaşla birlikte azalır. Cilt kırışıklıklarının ve sarkmasının azaltılması amacıyla kullanılan Nd:YAG (Neodymium Yttrium Aluminium Garnet – Nd:Y3Al5O12) lazer sistemlerinin hastalardaki memnuniyeti oldukça yüksektir. Nd:YAG lazer cihazlarının yaydığı lazer ışınlarının cildimize verdiği sıcaklığın etkisiyle cilt altında kollajen sentezi artar.

Cildimizin kırışıklık seviyesine bağlı olmakla birlikte ortalama olarak yılda 2 kez tekrarlanacak 4-6 seanslık Nd:YAG lazer uygulamasının yeterli olduğu söylenebilir. Bu uygulamalarda seans aralıkları 2 haftada bir olacak şekilde yapılmalıdır. Nd:YAG lazer uygulamaları sürecinde en önemli nokta cildin güneşten korunmasıdır.

 

Fraksiyonel CO2 Lazer ile Cilt Gençleştirme:
Yaşlanma sürecinde, güneşten kaynaklanan hasara şehir yaşantısının getirdiği hava kirliliğinin zararlı etkileri de eklendiğinde cildimizdeki kollajen yıkımı daha da hızlanır. Kollajen konnektif dokunun esas protenidir ve cildimizdeki kollajen sentezi azaldıkça kırışıklıklar giderek artmaya başlar.

Cilt gençleştirme için kullanılan yeni nesil fraksiyonel CO2 lazerler, tüm cilt yüzeyini etkileyen konvansiyonel CO2 lazerlerin yapamadığı biçimde ciltte mikroskobik kanallar açarlar. Bu uygulamada amaç, kollajen, kan damarları, keratinositler gibi su içeren yapıların seçici termal hasara uğratılmasıdır. Termal hasar oluşan bölgenin hemen yanındaki bölgede hasar görmemiş olan canlı hücreler termal hasara uğramış alana göç eder ve oradaki onarım mekanizmasını uyarmaya başlarlar.

Bu mekanizma sayesinde cildimizin altında yeni kollajen sentezi artar. Bahsedilen bu yeni nesil fraksiyonel CO2 lazerler cildimizin üst yüzeyine klasik CO2 lazerlere göre çok daha az hasar vererek işlevlerini cildin altında gerçekleştirmekte ve iyileşmenin çok daha hızlı gerçekleşmesini sağlamaktadırlar. Böylece hastalar sosyal yaşantılarına daha kısa süre içinde dönebilmektedirler.

2. Radyofrekans Sistemleri İle Cilt Gençleştirme

Radyofrekans sistemleri radyo dalgaları ile cildin derin tabakalarını ısıtırken özel soğutucu içeren ve cildin ulaştığı ısıyı gösteren özel başlığı sayesinde üst yüzeye hasar vermez. Isınan kollajen kısalır ve yeni kollajen sentezini tetikler. Cilt gençleşme süreci 2-3 ay arasında başlar. Seanslar haftada bir uygulanır. Cildin durumuna göre 4-8 seans arası uygulanmaktadır. Seans süresi 40-60 dakika arasındadır.

Fraksiyonel iğneli Radyofrekans; Yeni nesil fraksiyonel iğneli radyofrekans tedavisi, uç kısmı izole olmayan altın iğnelerle uygulanan bir tedavi yöntemidir. Sadece iğnelerin uç kısmında radyofrekans enerjisi oluştuğundan cildin en üst tabakasına hasar vermez. Bu şekilde radyofrekansın daha derin dokuları daha efektif şekilde ısıtmasını sağlar.

Aynı zamanda bu iğnelerin uzunlukları ayarlanarak 0,5 ile 3,5 mm arasındaki farklı derinliklere radyofrekans enerjisi verilebilir. Buna 3D (üç boyutlu) tarama denir. Bu yüzden alınan sonuçlar çok daha iyidir. Doku sıkılaştırma ve lifting (gerdirme) özellikleri klasik radyofrekans tedavisine göre daha fazladır.